Ana SayfaKitapDerde Deva Randevu: Ölüleri Mezarlarından Kaldıran Kitap

Derde Deva Randevu: Ölüleri Mezarlarından Kaldıran Kitap

İnsan düşünür, çelişkiye düşer ama yine de vazgeçmez, dünyayı ve insanı değiştirmenin arzusudur bu. Bilgelik sevdasına düşen her ruh iradesini bu yönde kullanmıştır. Edebiyatçı, sanatçı, filozof… Fark etmez, bu mücadele sonsuza dek sürüp gider. Amaç aynıdır: İnsanlığa bir eser bırakmak ve bunu yaparken de onlara küçük bir mesaj vermek. İşte bu mücadele, insanın hazin öyküsünü de oluşturur. Hayatın diyalektiği de bunu zorunlu kılar zaten. Okuyucu (tüketici) ise yaratılan eserlerden azami ölçüde faydalanmak ister. Bu fayda beklentisi aynı zamanda bir değişim talebidir. Bazen düşman olur esere ve yaratıcısına bazense onları göklere çıkartır. Ama bu ilişkide asgari düzeyde bir namus anlayışı beklenir. Hakkaniyetle okumak ve adaletli olmak gibi. “Derde Deva Randevu” bu argümanla ortaya çıkmış bir metin. İçerisinde Farabi’nin ahlak felsefesinden, Nietzsche’nin put yıkan ölümcül felsefesine dair birçok diyalog mevcut. Murat Menteş’in yapmak istediği şey de aslında bu. Kitabı kaleme alırken aslında “özgür bir okuyucu” gibi hareket edip her (farklı) fraksiyondan yazarı bir araya getirmiş. April Yayıncılıktan çıkan “Derde Deva Randevu” bu misyonu üstlenmiş bir seçki: Birleştirici ve yaratıcı bir metin.

“Ego Zalim Bir Hükümdardır”

Bu soruların cevabı yine insanda, insan egosunda gizli.

Menteş, mezarlarından kaldırıp konuşturduğu 11 yazar ve sanatçıdan şu soruya tekrar cevap vermelerini umuyor: Dünya (insan) neden bu halde? Bu soru insanlık düşünce tarihinde sürekli tekrar etmiş bir soru ancak burada farklı bir soru daha hâsıl oluyor: Şu an aramızda olmayan, -bazısı yaklaşık 1000 yıl önce ölmüş- bu şahsiyetlerin fikirleri ve çıkarımları nasıl oluyor da hala güncel sayılabiliyor? Bu manidar soruların yanıtları, yazarın zihninden akarak konuk yazarların görüşlerinde can bulmaya başlıyor. Peki, neden bu denli zelil bir haldeyiz? Mezarlardan yükselen bu kadim bilgeliği binlerce yıl geçmesine rağmen neden idrak edemedik?

İnsan, bildiğini “en doğrusu benimki” diyerek belleyen bir varlık. Diğer görüşlere farklı fikirlere tamamen ön yargılı; hâlbuki bilge olmak, her şeyi bilmek demek değildir. Bilgelik, bildiklerini kalbi ve akli süzgeçlerden geçirip diğer insanlara yansıtma şeklinle ilgilidir. Bu da her çiçekten bal almaya benzer. Bu insan formuna filozoflar “erdemli insan” adını vermişlerdir. Farabi’den, Nietzsche’ye, Hacı Bektaşi Veli’den Neşet Ertaş’a hepsi aynı şeyi söylemiş eserlerinde hep aynı şeyi işlemişlerdir: “İnsanın doğruluğu”

Doğru insan, sürekli değişen-gelişen ve bilginin peşinde tevazu ile pekişmiş ahlaki sorumluluk taşıyan insandır. Kendisini yenmekten korkmaz, devinen bir ruha sahiptir. Bu tavır aynı zamanda cehaleti de yenmenin yegâne aracıdır. Buradan bakıldığında “bilmek” daha doğrusu “erdemli olmak” eğiliminin ego ile de yakın ilişkisi hemen göze çarpıyor. Menteş, ego kavramı üzerinde dururken Hacı Bektaşi Veli diyaloğunu kullanıyor ki bu harika bir seçim olmuş. Bu bölüm konuyla ilgili ve özellikle tasavvuf okumaları yapan birine göre biçilmiş kaftan.

İnsanlık Yerinde Sayıyor

“Derde Deva Randevu” nun vurguladığı en önemli metafor. İnsanlık denilen mefhum, binlerce yıldır birikmiş düşünsel devinime rağmen hala inatla aynı sorunları yaşamaya devam ediyor. Ünlü filozof Nietzsche bu konuda şunları söylüyor: İlerleme. Biz aldanmayalım! Zaman ileriye gidiyor. Biz onun içinde olan her şeyin ilerlediğine inanmak isterdik… Bu, en temkinli olanların ayartıldığı bir açık durumdur… İnsanlık ilerlemez, o bir kere varlığını bile sürdüremez.(1) Buradan anlaşılıyor ki Menteş kitabında haklı bir gerekçeyle ölüleri uyandırıyor. Çünkü bu önemli şahsiyetler şu an yaşamasa da fikirleri ölümsüz. Ve geçmişe dönüp baktığımızda insanlığın hiçbir ilerleme kaydetmediğini görebiliriz ki bu (hem ahlaki hem de ruhsal) gerilemenin sebebi yine insanın kendisi. İnsan ne zaman ki kendinden yola çıkarak “diğeri”ni kendisinden bilirse evrende olan biten her şey barış içinde cereyan eder ve insanlık “ortaklaşalık” kültürü çerçevesinde hayatı daha yaşanabilir hale getirebilir. Egonun zehirli sularından ne zaman karaya çıkabilirsek işte o zaman İnsan olabilir ve İnsanca yaşayabiliriz. Menteş’in alt metinlerinde sorguladığı cevap bu. O, aslında hatırlatmayı ve hatırlamayı istiyor, insana insanı tekrar belletmeyi arzuluyor. Bu yüzden modern olanla değil, eski olmasına rağmen eskimemiş olan bilgeliği çağırıyor. Bu haklı bir iç çekiş.

Melez ve Şizofrenik Anlatım Tarzı

Derde Deva Randevu anlatım bakımından çizgi roman diyalogları ile donatılmış bir felsefi mizah denemesi. Ayrıca röportaj havası da hâkim. Güldürüyor ama trajikomik bir atmosferde. Düşündürüyor ama bilgece. Yazarın okuduğum ilk eseri ve bir solukta bitirdiğim nadir kitaplardan… -ki ben daha çok felsefe temalı okumalar yapan biriyim- Kitabı elime aldığımda kapak tasarımı yüzünden ön yargılıydım zira yazar beni ters köşe yaptı. Romancılığının yanı sıra iyi bir filozof olduğunu kitabı bitirince farkettim.

Tuhaf bir çekiciliğe sahip Derde Deva Randevu, akabinde konuksever bir yazar tarafından kaleme alınmış. Soru-cevap şeklinde ilerleyen metinler alt başlıklarla eksiksiz bir harmoniye sahip. Kitapta yer alan konuklara ait diyalogların %70-80’i konuk yazarlara ait (2). Bu konuşmalar uzaktan bakıldığında biraz hastalıklı gibi dursa da bana çok samimi geldi. Belki bazı okurlar şizofrenik bulabilir çünkü neticede yazar ölülerle konuşuyor ve onları bir medyum gibi karşılayıp uğurluyor. Abartı bir niteleme olacak ama Derde Deva Randevu‘nun ruhani bir yanı da var. Yazarın böyle bir gayesi olduğunu sanmıyorum ama ben spritüel bir etki az da olsa hissettim.

Hakan Karataş’ın çizimleri ve Murat Menteş’in kalemi buluşunca ortaya harika bir metin çıkmış. Hem görsel, hem eğlenceli, hem de çok yaratıcı. Akıcı ve hiperaktif bir zekânın ürünü.

Papağanlarla Felsefeyi Çağırmak (Bonus)

Kitabın giriş kısmında kendisinin dile getirdiği üzere papağanların motive ettiği bir yazar Murat Menteş. “Çalış”, “çalış” diye tepesinde çığırtkanlık yapan iki papağanı var. Django ve Mango. Belki de papağanların varlığı ve “çalış” diye diretmeleri kitabın çıkışına vesile olmuştur kim bilir. Eğer öyleyse onlara da ayrıca teşekkür etmemiz gerekiyor. Okunası bir kitap ve takip edilmesi gereken bir yazar Murat Menteş.

Yazar: Murat Menteş
Çizer: Hakan Karataş
Yayınevi: April Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 120
İlk Baskı Yılı: 2019

 

 

Notlar:

(1) Friedrich Nietzsche, Bütün Değerleri Değiştiriş Denemesi, çev. Sedat Umran, Birey Yayıncılık, 2002.
(2) 01.03.2019 tarihli TV5 Medya Analiz Programı

Can Murat Demir

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

buraya bak